27 Haziran 2014 Cuma

Etiketli Tablo ve Yağlı Kedi Bıyıkları

Dün İstanbul Modern'e gittim. "Geçmiş ve Gelecek" sergisini gezdim. Perşembe günleri İstanbul Modern ücretsiz ve uzun saatlere kadar açık. Bir sürü güzel çalışma gördüm. Şu 2'si ile sizi başbaşa bırakıyorum. Bir tanesi Orhan Peker'in 1976 yılında ayvalık'ta yaptığı yağlı boya tablosu. Bu kasabanın kaderinde hep bi bıyıklar bi patiler olması çok tatlı.


Diğeri ise, Sabire Susuz'un yaptığı bir çalışma. Korkunç etkilendim. hiç böyle bir şey görmemiştim. Kıyafet etiketlerini uygun renk tonlarında birbirine simetrik iğneyelerek harika bir resim ortaya çıkartmış.



Güne kırık uyandım. Öyle de devam ediyorum. İçim kurumuş gibi. Perişan. Saçlarım dağılmış. Zorla gülümsemeyin, bu size hiç yakışmıyor. Sonra sevgime yetişemiyorsunuz.

24 Haziran 2014 Salı

Güneşe El Sallayan Mim

İstanbul'un yağmurdan çıldırdığı gün yaptığım mime yağmurlu mim demiş olmam ve bunu yazarların benimseyip aynı isimden bahsetmesi çok tatlı olmuş. Yazının, nerede olursa olsun kalıcı olmasını bir kez daha tecrübe ettim. Efendim havalar malum ısındı biz de güneşe el sallamaya başladık, minnoş bir mim yapmış Zihin, beni de mimlemiş, hemen yapacam, çünkü ofiste tonla işim var. Çünkü işim olduğu olduğu zaman blogta yazmam gerek dkshadkha anlayabiliyor muyum? Ben bu sefer mimlemicem, dileyen alıp yapsın, bu aralar çok mimledim, talepler birikmesin :)

1) Meyve olsaydın hangisi olurdun? 
Çilek :) Çünki Sarı kırmızı. 

2) Şu sıralar okuduğun kitabın 82.sayfasından bir bölüm seç.
"Then stop behaving like we're a bunch of sheep and you're the shepherd walking along behind us, waving a crook to make sure we don't trot our stupid selves off the road and into a quicksand bog. Open your mind to us. If we're going to die in the city or on that train, I want to die knowing I was more than a marker on your game-board." (Stephan King, Çorak Topraklar) Kitap yanımda olmadığı için internetten ingilizcesinin aşağı yukarı 82. sayfasını bulmaya çalıştım, saçma oldu ama olsun :d İyice çamur oldu bu kitap elimde, bir an evvel bitirmek istiyorum. Aslında çok da istemiyorum çünkü tam da plajda okuncak bir kitap! Birazını Ayvalık tatiline bırakcam galiba. Kitap tüketimim bu sıralar yavaşladı.

3) Deniz mi havuz mu?
Deniz. Ayvalık çocuğuyum ben.

4) Günün en ideal yüzme vakti?
11.00-12.00 arasına bayılıyorum. Sabah güneşinin denizde yaptığı pırıltı oyunları felan, harika mucizeler bunlar. Baksanıza nasıl da mutluyum... 


5) Plajlarda bu yaz ne çalmasını istersin?
Malum türkçe poptan vazgeçemiyorlar ama chillout-ambient müziği maviye, güneşe çok yakıştırıyorum. Ama plajlarda çalan pek umrumda deyil, playlistim her zaman yanımda. Tercihim çoğunlukla elektronik müzikten yana oluyor. Belki biraz çok eski türkçe pop şarkılar. Hem 1 saniye, tatil esnasında kim playlistini canavar gibi hazırlamıyor ki? Hemen tokatlayalım. 


6) En sevdiğin kahvaltılık?
Domates,peynir,varsa tuzlu limonlu maydonoz, tatlı bişiler (kek felan).

7) Yazlık mekanlarda en sinir olduğun şey ya da şeyler?
Wc lerin ve soyunma kabinlerinin pis kullanılması ve halka açık yerlerde zorla fal bakan geniş kalçalı üç kağıtçı teyzeler.

pS. Mim'i yaptıktan sonra Lancester'in güneş kremlerine bakmaya başladım, yazmaaaaa dsjagdjsag

23 Haziran 2014 Pazartesi

Karpuzlu Islak Minipax ve Gergin Pazartesiler

Sezonun bir elektronik müzik festivalini daha, havanın şanssız olması ile biraz buruk uğurladık. Cumartesi iş çıkışı festivalin servisi ile Kilyos Suma Beach'e ulaştım. Ben saate çok bakmadım ama içerde çalışan kadim festival eşrafımdan Buğra, kasaların orda koşturuyordu, efsane selamlaşmamızdan sonra Beach Stage'de Paradisko'yu dinlemeye gittim, öncesinde diğer üyesi Hakan ile tanuştım, backstagelerinde yağmurdan korundum ve onlara gerçekten çok teşekkür ettim. Setleri ve Hemi ile oluşturdukları iki kişilik dev kadronun, daha çok popo sallamalı müzikler üretmesi temennesi ile Restless Stage'e geçtim. Ara ara bastıran yağmurdan Puma'nın dağıttığı yağmurluk ile korundum. Arada yine backstage'e kaçtım. 


Geçen sene FG'nin düzenlediği Burn Electronica Festival'dan hatırlayacağınız Suma Beach'te biraz dekor ve organizasyon değişikliği olmuş, bu festivale özel stage sayısı artmış. Geçen sene Ekim'de Mario Basanov'da kurtlarımızı döktüğümüz o güzel alan yenilenmiş, tam da orada boş bir hamak bulup bayaa bi keyif yaptım. Öğleden sonrayı, food courtun mecburi besini patates ve su ile atlattım, festivallerin gerçekten kanayan yarası bu yemek olayı. Bu işi Chillout'ta Can'lar çok güzel halletmişti. Minipax idare etmeye çalışmış. Festival ekibinden Fırat, Suma Beach'ın temalı butiğinde çalışıyor. Öyle hoşuma gitti ki içerisi, butikten bir kaç şey satın aldım. Karpuzlu telefon kabıma merhaba deyin! Çok tatlı değil mi lsjakdjsada? Bir daha gidersem "i survivored suma" temalı tshirtlerinden alacam.


Yağmur nedeni ile running order çok ciddili aksadı. Her sanatçının çıkış saatine 2 saat ekleyerek takip ettim. İşin garip yanı, main stage henüz saat 6'da kurulmamıştı bile. Şok olduk. Açıkcası o şekildeyken benim main stage hevesim inanılmaz gitti. Wankelmut, Maribou State ve Slow Magic performaslarında çok hevesliydim ama izlemedim. Deniz Kurtel ve peşi sıra Maxi Strorrs ve Avatism'i dinledim ve müziğe kısmen doymuş olarak 2 gibi eve döndüm. Bizim tayfayı ise kafalarında bir takım timsah ve renkli uçuşan böcekler ile alanda bıraktım. Servis sırası çok bekledim, yağmur yedim, eve vardığımda resmen ufacık bir sinek gibi yatağa düştüm, bayılmışım.


Belki güzel bir hafta sonu geçirmiş olmalısınız, sizi daha hemen yazının başlığındaki gergin kelimesi ile darlamadan bir kaç konu daha ekleyip, çıldırmalık işlerime geri dönmek istiyorum.

 
Bir valiz havalimanında kayboldu diyelim. Peki bir valiz dünyanın öteki ucuna gitse bile nasıl bulunamaz, benim aklım bunu almıyor abi. Bir misafir aktarma sırasında valizlerini veriyor ancak istanbula gelince bir tanesi banttan çıkmıyor. Abi, 2 valizi verirsin, 2 tane gelir, neden 1 çıkar? Benim bunu aklım al-mı-yor. Bugün ofise döndüğümde misafiri gördüm, sordum, 3 gündür hala bulunamamış. Ailenin genç bir üyesi, ergen bir de. Hali ile daha mutsuz, içinde güzel kıyafetleri var belki, güzel parfümü kim bilir. Ama istanbul gibi leş bir şehirde 3 gündür eşyasız tatil yapıyor. Dubai aktarması ile Doha'dan gelmişler. Dubai'de valizi vermişler, gerisini yazdım işte. Bilmiyorum, buna bile canım sıkıldı.
Sabah saat 09.15'te e-maillerimi okumaya başladım, dedim noolur bir ekşın olmasın, dakika 1, bir misafir bizim yönlendirme yaptığımız restaurantlardan birinde aşırı abuk bir hesap ödemiş. Allah bilir hangi fiyatsız yemekten söyledi. Kendileri de sormaz ise, gelip bize ekşiyorlar. E malum bir takım turistik restaurantlar bazen 10 misafirden 1 tanesini bir güzel yoluyor. Biz burası ile böyle bir deneyim yaşamamıştık. Açıklamasını okuduktan sonra kan beynime çıktı. Uğraşıp didinip pamuklara sarmaladığın işini, abuk ve tiksinç esnaf mantığı -burada iyi esnaflara sözüm meclisten dışarı- gelip bok ediyor. Üstüne bir de aşırı gergin, "utanmıyor musunuz!!! 'lu, 3 ünlemli, bana patronunuzu çağırın temalı, ayıbımızı rezilliğimizi yanımızda bırakmayan, referansımızın Yenikapı Yolgeçen Pavyonu olduğunu ima eden bir e-mail alıyorsunuz. Pazartesine mutlu başlamak imkansız bu sektörde. Şimdi kafamı toplayıp bir cevap yazacağım. Belki şimdi neden bir takım şeylere umursuz olduğumu anlıyorsunuzdur...
Bir kongre grubu girişi var. Fiyatları yükselttiğimiz halde 5 katı fazlasını ödeyip oda satın alan başka odalardan:)dolayı:)overbooking:)olduk:)arkadaşlar. Sektörümüzde bu hoş karşılanan bir durum değil tabi ama bu fazla odaların da bir yerde uyuması gerek değil mi? Üç kağıt nerede ben orada. 4 oda dışarı gönderdim. Daha:)4 oda:)daha:)var:) bir tanesi hala kalmak istemiyorum diye felan söyleniyormuş. Otel arıyoruz. Böyle bir durumda otelcileri anlayın ve bu taleplerini lütfen kırmayın. Çok zor işler. 8 yıl yaşlandım bugün.

Siz şimdi bu muhteşem parçayı dinlerken, ben şu aşırı gergin abiye, bir daha o restaurantla çalışmayacağımızı ima eden düşük volümlü bir özür e-maili yazıcam. Akabinde yeni dış cephe çalışması için fotoğraf çekimi yapmam gerek. Yani benim pazartesim yeniden başlıyor. Herkese iyi haftalar.
 

21 Haziran 2014 Cumartesi

Uzun Bir Yaz Günü ve Kalıcı Müzikler

Nerede degilsem, orada iyi olacakmisim gibi gelir. - Charles Baudelaire.
Yılın en uzun gününden herkese güüüü naaayyy dııınnn. Seda Sayan selamlaması yapıp işlerime dönmeden önce size a-a-acayip bir running order bırakıp gidicem. Artık yağmurun altında mı patlarız, dağıtılan yağmurlukları mı yeriz, çimlerde ayılıp bayılır mıyız efendime söyleyim tuvalet kuyruklarında yerlere mi yatarız bilmiyorum, sabah kalkıp festival çantasını hazırlarken servislerin sabah 8'e kadar süreceği aklıma geldi... Hıımm, demek ki şezlongta uyumak zorunda kalmıcaz khsdsjaha. Gider gitmez Paradisko'nun müzikleri ile popo sallamaca, Deniz Kurtel ile nikah kıymaca ve Wankelmut ile beynimizi jungle'a çevirmece gibi çeşitli ekşınlara gireceğim için şimdilik mutluyum.



Arkadaşlar ben şimdi gidiyorum, buralar ve bu 21 Haziran uzun yaz günü size emanet. Hava raporlarına göre pek yağmur beklenmiyormuş ama istanbulun orospu havasına güven olmaz. Sıkı bir festival çantası hazırladım. İş çıkışı koştur koştur. İçerde dostlarım Buğra, Ali, Enis, Esra ve Su, Kilyos'tan biraz rüzgar, bolca harika isim ve müzik ile 1 günlüğüne kendimi bu kazulet şehire unutturacağım. Pazar gelince Hi-Voltage festivaline gitmeyi düşünüyorum. Tabi mecalim kalırsa. Saat 3'te de spa randevum var, sabah pasaportum geldi ofise felan, aaayyyyyyhhhh beklentimin üstünde iyi gidiyor bağzı şeyler bakasanıza! Hadi siz bu şarkıyı dinlerken ben de ellerime güneş yağının yüzünden yapışacak kumları hayal edeyim :d BYE!




20 Haziran 2014 Cuma

Yağmurlu Hava Mim'i ve Bir Takım Hissiz Çığlıklar

İyi bayramlar. Bugün Cuma. Ben bir takım sinir harpleri geçirirken mim yapayım dedim. Kafa dağıtıyor. Tonla işim var. Haftasonu hakkında hala planlarım net değil. Hava zaten bok gibi bu yağmurda nasıl festival yapılacak hiç bilmiyorum. Dün kuaföre giderken kafama dolu parçaları düştü. Yağmur mu yağdı ağladım mı karar veremedim yüzüm elim ıpıslaktı. Leş gibi ıslak saçlarla sir ağda yaptırdım. Pazar günü için güzel bir otelden Spa randevusu aldım, korkunç dereceye ulaşan mutsuzluğumu bir takım özel ritüeller ile atmayı düşünüyorum. İşe yaramazsa artık son alternatif köprü diyorum. Gerçi köprü de bakım çalışması altında.  Bir disko topuna dönüşüp samanyoluna çıksam, geri düşeceğim yer konya ovası ya da erzincan felan olur. Sevdiğinizi, lütfen O'nu gördüğünüz ilk gün ki gibi sevin. Tekrar iyi bayramlar. 

Efendim mimlenenleri kasap havası ile şöyle piste alıyoruz; 


Yeni cevapladıkları için zamanları olursa; Fermina, Cessie ve Mert 

1)Telefonun nerede?
Ay çok enteresan ki, bugün evde unuttum. Arada bir error veriyorum, unutmalarıma alışın. Biraz da iyi oldu, ofiste işim var zaten, kafa dinlicem.

2) Partnerin?

3) Saçlarin?
Toplu ve açık kestane. Ensemde uzun bir tutam platin sarısı var. Radikal tavırlarımı temsilen. 

4) Annen?
Hayat öğretmenim.

5) Baban?
Ponçik.

6) En sevdigin eşya?
Hayalimdeki büyük kitaplık.

7) En son gördüğün rüya?
Son hatırladığım ama yazmak istemiyorum.

8) Hayalindeki araba?
Ehliyetim yok.

9) İçinde bulunduğun oda?
Bir lobby ve şimdilik bir sürü arap misafir. -.-

10) Korkun?
Haksızlıkla başbaşa kalmak.

11) On sene içinde ne olmak istiyorsun?
Tarçın,sevdiklerim ve geniş kitaplıklı bir yaşam.

12) Sen ne değilsin?
İki yüzlü.

13) En son yaptığın şey?
Az önce bir misafire taksi çağırdım.

14) Üzerinde ne var?
Şanssızlık.

15) Senin hayatın?
Bu sefer herşey harika derken hayatın beni bir göt edişleri felan, ne biliyim böyle bir yıkılmalar.

16)Moralin?
Bok gibi olmuş bu bok. (Galata Kulesi etrafında açılan kafelere bir gönderme)

17) Şuan ne düşünüyorsun?
Bana rol yapıldığını.

18) Senin bilgisayarin?
Kaldırıp duvarda parçalamalık.

19) Bira?
Bomonti.

20) Aşk?
Ortası yok.

19 Haziran 2014 Perşembe

İşte Aradığım Mizah!

Dün gece yaşadığım frambuazlı hangoverı bugün sir ağda yaptırarak aşacağım.


Kusmuk

Kusucam galiba. Uzun zamandır alkol almamıştım. Hem belki üzüntüm de kalmaz.

18 Haziran 2014 Çarşamba

MUST TO DO LIST W/ LOVER - Manita ile yapılcak abidik şeyler

Efendim bazı kaynaklardan sizin için çevirmeye çalıştığım, yazarkende eylendiğim postlara devam ediyoruz. Buna bir yerde rastladım, çok aşırı abartı olmadığı için size de yazayım dedim, ama bazılarına güldüm. Vıcık vıcık bir ilişki seviyorsanız bazılarını uygulayabilirsiniz. Şahsen ben çok sevmiyorum ama bazı maddelere güldüm djahjsha. Bu akşam evde temizlik yapıcam, o yüzden az yemek yedim. Çünkü çok yediğim zaman ağırlık çöküyor yapamıyorum. Haftasonu Müge dönecek. Ben de hala belirsiz bir Minipax koşturması içindeyim, Pazar günü de dinleneceğim için, evi şimdiden temizlicem. Çünkü tüy bulutlarından evde göz gözü görmüyor artık :d

  • Milkshake yapın
  • Akvaryuma gidin (petfriendly olduğumdan red)
  • Yağmurda öpüşün
  •  Aynısı olan birer kıyafet alın
  • Çift tekerlekli bisiklet sürün (çok oldfashion)
  • Aynı bilekliklerden alın
  • Road trip yapın (yolculuk gibi bişi yani)
  • Kahvaltı hazırlayın
  • Birilerine mektup yazın
  • Mini golf oynayın (minisini bulmak gerek önce)
  • Başınıza bir bela alın (KAOS EN SEVDİĞİM! ahahahahaha)
  • Gece yarısı öpüşün
  • Tshirt diy yapın (diy sitelerinden bulunabilir :)
  •  Fırında bişi pişirin
  • Plaja gidin
  • Bir video çekin
  • Six flags ‘e gidin (TR'de yok ama vialand gibi bişi)
  • Çok yüksek sesle şarkı söyleyin
  • Çin yemeği söyleyin (Yummy bayılırım)
  • Battaniyeden kale yapın (bu saçma geldi)
  • Yıldızlara bakıp hayal kurun 
  • Hayvanat bahçesine gidin (ASLA! (petfriendly olduğumdan red)
  • Birileri için kıyafet seçin
  • Herry Potter okuyun (ilk 2 kitabı okumuştum...)
  • Şelalede öpüşün (Şelaleyi bulduk evet)
  • Havai fişek izleyin 
  • Telefonda konuşurken uyuyakalın (bu aşırı standart djasda)
  • Birlikte hazırlanın
  • Çöpçatanlık yapın (hiç bulaşmam o işlere)
  • Dondurma alın (vişne ve limon en sevdiğim!)
  • Spora gidin
  • Kitap okuyun
  • Köpük banyosu yapın (UUUUUUU BEYBİ HEMEN)
  • Koşuya çıkın
  • Paintball yapın (NO - başka şey mi kalmadı)
  • Öpüşürken resim çekin
  • Slow dance yapın (bunu pek anlamadım)
  • Sinemada mısır paylaşın
  • Pedikür yaptırın (buna ikna edemem dshajd)
  • Bir şeyler boyayın (çok severim)
  • Güreşin (jshjdsajdgsajgdahahahahahah yok artık )
Ben mesela bu listeye gece denize girin, bir tane ağaç fidanı dikin ve komik bir hediye hazırlayın gibi daha çılgın ve akılda kalıcı şeyler hazırlardım. Bilmiyorum tabi bu biraz da yine sizin yaratıcılığınız ile ilgili. En yaratıcı olduğunuz anlarda ne düşünüyorsunuz ? Mesela O'nun için en ilginç yaptığınız şey neydi ? Hadi yazın bana :d Bu şarkı 3 aydır felan playlistimde imiş, dün akşam keşfettim, böyle playlistin içinde çıkan süprizlere bayılıyorum yaaaa djsagdahs



16 Haziran 2014 Pazartesi

Kış Uykusu ve Pullu Pazartesiler

Cumartesi günü iş çıkışı eve gidip bir duş alıp, 1 saat uyuduktan sonra kaçacakmışcasına Nişantaşı'na Kış Uykusu'nu izlemeye gittim. Salon sakindi. Akşam saati olduğu için ve o saatte insanlar genelde elit mekanlarda Cumartesi yemeklerini yemekle meşgul oldukları içindi belki de.

--- Spoiler içerir --- Ben Zihin'e de anlatığım gibi, öteki filmlerini izlemedim NBC'nın, benim için her film bir yolculuktur, yolcuları değişen. Aynı adamın elinden çıksa bile, aynı şeyleri görmeyi beklemezdim. Tam tersine kendini tekrarlayan ya da birbirinden esinlenen kareler canımı sıkar. Beklentimi karşılamadı diyenlere de baştan hemen bir sus payı vereyim dhsjdhajdh gelmeyin üstüme! Mekanların, resimlerin, tartışma konularının, insanın içini rahatsız eden ikili ve ya üçlü diyalogların, tek telden çalan müziğin, herşeyi çok içindeymişim gibi hissettim. Tavırların içinde kendimi gördüm, bazen araya girip "eeehhh yeter be sabahtan beri car car car ömrümü yedin" diye araya giresim geldi, odanın içindeki ayak kokusunu resmen burnumda hissettim. Uzayan konuşmalardan rahatsız olmadım çünkü gerçekten etrafımda (aşırı sosyal bir sektörde çalıştığım için ve işim de hali ile halkla ilişkiler olduğu için) bu tip insanlardan bolca var, bana aşırı normal geldi. Bu beni çok mutlu etti çünkü oyun içinde verilen gerçekliği izlemek için gidiyoruz o salonlara ama öyle değil mi? --- Spoiler içerir --- 

Tereddüt etmeden bir bilet alın ve izleyin arkadaşlar. Hiç bir şey hissetmemiş ya da filmden çok da anlamıyor olsanız bile, Cannes'ın en iyi ödülünü alan ve ödül anını praymtaymda ülke kanallarınızın vermediği bu filme gidin ve izleyin. Ortalama 40 yılımız felan var, 40 yılın içinde başka hangi sanatçımız orada bu utanç duyulası ülkeyi temsil eder mi? Biz görür müyüz? Bilmiyorum.

Pazartesi sakin, Salı sallanır. Yarın bir kaç bürokratik işim var. Bürokratik kağıt işlerinden nefret ediyorum. allahtan kolaylı bir şey ama daha zorları için Temmuz'da koşturacam. Ay içim daralıyor.

Bir tane yasa çıkıyormuş, babam söyledi. KYK kredisi alanlara tekrar bir yapılandırma. Allah belasını versin bitmedi gitti lanet kredi. Babama vekalet felan vericem, takip etmesi için, burdan bir istikrar yakalayamadım malesef. Varsa böyle bir borcu olan devlete, Temmuz sonu Resmi Gazete'de yasa onaylı hali çıkacamış. 

Pullarım geldi. Fermina uyarmasa 1.10 liraları kullanacaktım. Pullar yurt içi 1.25 yurt dışı ise 2.50 oldu. Hard postcrosserlara duyrulur. Keep Calm and Stamp Hard. Bu ay göndereceklerim, Belarus (allahım bi kurtulamadım şu Belaruslardan, neden Brezilya ya da ne bilim Hindistan'a felan denk gelmiyorum?) Hollanda, Rusya (Belarus için geçerli olanlar buna da geçerli) ve Çin.

Bu hafta sonu Minipax var. Geldi çattı. Heyecan = yok. Ay böğrümde oturup kısır yiyen ve televizyonda samanyolu izleyen yaşlı teyzeyi lütfen üstümden alın, ben atamıycam bu ruhu yoksa. Napsam akşama Almanya maçını felan mı izlesem? Yaz yağmurları bana yaramıyor ayol. Müge de gitti Aydın'a. Nişan'ı var. Evet bu ev arkadaşım da evleniyor. Seneryo çok tanıdık deyil mi ahahahahah.

Sizi Uran B.'nin kazandığı ve Minipax öncesi 1. olan seti ile başbaşa bırakıyorum. Neden başka bir ülkeye verildi madem yerli talend aranıyordu, festival yerli diye eleştirdim, ama çok carlamıycam. Sanat evrenseldir şeysi ile kendi kendimi çürütüyorum ve tokat içinde bırakıyorum.


15 Haziran 2014 Pazar

Ooo Mim, Alırım Bir Dal

Mim'i sevgili Cessie'den aldım, teşekkür ederim mimlediği için, çin makarnası yerken cevaplarını yazdım, fonda Doğulu çalıyor, severim çok eski şarkılarını. Ben de tabi ki mimlerimin kadrolu personeli (zzahahaha) Zihin'i ve ilk defa değişik bir ismi; Keyaki'yi mimliyorum. Bu aralar biraz yoğun ama sınavından sonra cevaplar.

1.Açık ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açık ilişki ne? Konuşurken memelere bakmak mı? Yoksa iletişim mi? İletişim iyidir, ama konuşurken memelerime bakılan ilişkileri pek tasvip etmiyorum. 

2- Eşcinseller arasında marka takıntısı var mı? Giyimine özen gösteren sadece eşcinseller mi? Dar pantolon giyen biri hakkında hemen eşcinsel bu diye düşünür müsün? Örneğin iç çamaşırı alırken aldıklarına dikkat eder misin yoksa don olsun derli toplu tutsun mu?
İlk soruyu cinsel tercihi bu yönde olana sormakta fayda var tabi. Diğerlerine biraz yanıt yazabilirim. Hayır giyime özen göstermek bence kafa meselesi. İnsan kendini nasıl neyle görmek istiyorsa onu giyiyor. Cinsel eğilimden dolayı giyim elbette etkileniyor, doğal değil mi bu zaten? :):) Dar pantolon olayı çok alakasız bir örnek, bu sene "skiiiniii jean" dedikleri olay erkeklerde moda ve aynı siikiinii jeansten benim erkek arkadaşım da giyiniyor ve kesin gey değil. İç çamaşırı alırken cotton ve baskısız olması dışında dikkat ettiğim bir husus yok ama pazarda ya da mağazada yanımdaki kadınların ne tür zevkleri var diye merak ettiğim için ellerindeki donları yandan yandan keserim. Kocaman popolu bir kadının jartiyer alması çok komiğime giderdi, ne biliyim ya.

3.Küçükken bebek oynamayı sever miydin? Evcilik oynamayı sever miydin? Daha çok kız arkadaşın mı vardı erkek arkadaşın mı?
Ahh bayılırdım. Dünya kadar barbie ve şu gazetelerin verdiği kesmeli kağıt bebeklerden vardı. Evcilik de oynardım. Kendi kendime ya da komşu çocukları ile. Liseye kadar kız arkadaşım bolcaydı. Lisede ve üni'de eşit gibiydi. İstanbul'a taşındıktan sonra yaşam tarzım ve hobilerime bağlı olarak bu eşitlik bozuldu. Geçen bir kaç haftaya kadar tribünde maç izliyorum. 

4.Genelde yabancı müzik mi dinlersin? Müzik tarzın nedir? Dans etmeyi sever misin? Bacağını 180 derece açarak oturabiliyor musun?
Evet, yabancı ağırlıkta. Sıkı bir elektronik müzik dinleyicisiyim. Tüm insanlığın çılgın gibi dans ederken, bir disko topuna dönüşmesini hayal ediyorum. Soru ne ara bacaklara geldi yaa hiç anlamadım? Neyse bacaklarımı o kadar açamıyorum ama şu benim ;


Efendime söyleyim, nerde kaldık...

5.Fantezilerin var mı?
Oovv çok sert hkjfghfghf. Var.

6.X'ten Next olur mu? Sevgili ile arkadaş kalınabilir mi?
Hıyar ise anca iyi bir cacık olur. Ben tercih etmiyorum.

7.Pisuvar takıntınız var mı? Beden eğitimi dersleriyle aranız nasıl?
Ayakta işemek erkeklerde erken prostata neden oluyor, arkadaşlar sikini seven ayakta işemesin. Beden eğitimlerini çok severdim çünkü arazi oluyordum. Arazi olmak benim işim :d

8.Sizce eşcinseller narsist midir?
Narsist ne demek?

9.Bir harem kur deseler haremine alacağın tek kişi?
AHAHAHAHAHAHA Ay çok enteresan sorularmış bu sefer bunlar ya

9 Haziran 2014 Pazartesi

Tatlı-Sert : Galata-Rakı-Deetox Tokatlaması

Efendim şimdi şöyle bir durum var, tatil tarihlerim karıştığı için ve yakın zamanda bir takım bürokratik kağıt işlemleri ile uğraşacağım için canım sıkkın, ruhsuz yazıcam biraz bağışlayın, kafamı dağıtıp gidicem.

Biraz ruhsuz başladığım haftaya, biraz çiçekli ve güneşli devam ediyorum. Ama ben yine de keyif aldığım şeyler yaptım.

Dün yani Pazar günü, maça gitmek yerine Nilşah'a ve şiş bademciklerine yardım etmek için Galata Kırım Kilisesi'nin bahçesinde açılan Garden Sale satışında çalıştım. Çalıştım demek daha doğru olur, çünkü böyle oraya ve yaptığı işlere öyle ait hissettim ki kendimi, çalıştım demek daha samimi ve faydalı. Bir sürü eşyayı ve 2-3 çeşit de yiyeceği sergiye hazırladık, insanlarla sohbet ettik ve tekrar dükkana geri taşıdık. Yürüme mesafesinde olan dükkan ile kilise arasında bir yokuş vardı. Allahtan ablası Gülşah'ın bir arabası vardı. En keyiflisi de havanın günlerce yağıp, dün pırıl pırıl olması idi. En az Türkler kadar bölgeden dolayı Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar da standı ziyaret etti. Onlarla konuşup, ilgilenmesi bana düştü : ) Bazılarına çilek reçeli ve kek sattım : ) 

standımız da böyleydi efendim

Vintage kıyafetler de şöyleydi. Bir kısmı hala Kumbaracı Yokuşu: Balkon Sefası'nda satışı devam ediyor.
Çok güzel ev tipi cookiesler ve atıştırmalık şeyler de verdik. Nilşah'ın, Balkon Sefası'nda sattığı hemen hemen bir çok ürünü sergiledik. Takılar, vintage kıyafetler, annesinin yaptığı organik reçelden tut da, kendisinin tasarladığı saksılara kadar çok orjinal işler sunuldu. Başka standlara göre, biz iyi bir alana sahiptik ve orjinal işlerimiz vardı. Her sene olan garden sale için seneye şimdiden başka fikirleri bile konuştuk. Eve saat 9 gibi döndüm ve sadece 1 saat dayanabildikten sonra uyumuşum. 


Bütün pazar bu işlerle ilgilendikten önce, Cumartesi günü ne zamandır bir ekşın yapmadığımız ve sürekli birbirimize laf atarak hasret giderdiğimiz Cansu ile, Kadı Nimet'te buluştık. Cansu, gözündeki arpacığı ve ben rakı içtik. Sonra arkadaşı Sinem katıldı. Rea'da kahveye devam ettik. Cansu ile rakı içmek güzel oluyor. Gözümü kapatıp, sapık gibi rakı içebileceğim kadınlardan biri Cansu. Temennim gözünün hemen iyilemesi. Yoksa O'na da bir kimlik çıkartmak zorunda kalabilir. Geri vapur ile döndüm. Vapuru çok özlemiştım. Efektler bana hep Adana Twins'in Drive videosunu hatırlatıyor. Çok iyi değil mi? İzleyin, ritmi ve görüntüleri çok seveceksiniz. 

 


Perşembe günü çekim yaptım, bu hafta da var. Arkadaşlar; çekim prensibim, çektiğimi yerim. Gerçi bu aralar iştahım ile ilgili sıkıntılarım var. Biraz fazla yiyorum. Eve dönünce çay-kek ikilisine kapatıcam kendimi. İmdat.


Cuma günü ise, Opera'ya gittim. Evet yanlış duymadınız. Bildiğiniz elit Operası :d Hikaye aslında farklı. Kanada The Star gazetesinde tüm evreni dolaşarak burdaki etkinliklere giden ve müzik çeşitleri ile ilgili bir köşe yazan Mr. Littler, otelimizin konuğu idi. Kendisi onbinlerce km öteden 2 tane opera için gelmiş, dönünce yazısını yazacak 76 yaşında tatlış bir amca. Biletleri edinmek için ailenizin misafir ilişkilerinden yardım istedi. Birine buldum ama Zorlu Center PSM'de gerçekleşecek Fatih Sultan Mehmet Operası için kredi kartındaki teknik nedenlerden dolayı çalışmadı ve bilet alamadık. Çok üzüldü. Dönünce bişi yazamıcam çünkü bilet alınmıyor demek zorunda kalıcam dedi. Aynı akşam doğru bir isimle bir telefon görüşmesi yaparak, bu güzel Opera için 2 tane free bilet buldum. Ertesi gün biletleri bulduğumu söyledim. Aynı akşam da birlikte Opera'ya gittik. Bu mucizeyi nasıl yaptın hiç bilmiyorum ama sanırım benim koca İstanbul'da Taksim'de bu oteli seçmem, kartmın çalışmaması ve senle konuşmam, hepsi bir mucize dedi. Tam da benim kafadandı. Müzik ve gezmek. Blogumu anlattım ona. Gezmek ve yazmak konusunda beni destekledi. Operayı da yazacak mısın diye sordu. Bu arada iyi bir Fazıl Say ve İdil Biret takipçisiymiş. Çok mutlu oldum.

Opera fena değildi. Molada kocaman güzel bir kek ve kahve ısmarladı. Sen ne düşünüyorsun diye sordu. Biraz yavaştı ve sıkıldım dedim. "Eee, şey ilk öpüşme hiç bir zaman en iyisi olmaz (ahahhadhasjkha) Biraz yaşlıyım, yüzlerce operaya gittim, bu biraz fazla old fashion, doğrusu sıkılmakta haklısın" dedi. İçim rahat etti. Sanırım başka Opera'ya daha da gitmem. Gösteri anında resim video yasak olduğu için ben saygılı davrandım, her ne kadar bizim kezban halkımız buna uymayıp çat çut şap şap resim çekti ama ben çekmedim. Sadece minik bir selamlama yakaladım, burda. 

Operadan sonra koşturarak eve döndüm. Elimde tatlı bir telaş var. Şey, bilmiyorum büyülü bişi, kaçsın da istemiyorum. Özel bir gün için hazırladığım komikli bir süpriz. Geçen hafta başladım yapmaya. Uzun zamandır ince bişiler ile uğraşırken, kendimi bu kadar mutlu hissetmemiştim. Bitince bir kısmını yayınlarım belki :d

Efendim Topless eventleri devam edecek. Yazın ortası Ramazan'a denk geliyor. Hali ile bu dönemden sonra mekanlar ivme kazanmak için çeşitli zıplamalı ve dikkat çekmeli olaylara girişecekler. Bunlardan bir tanesi de Roof'a koşullanmış bir event. Geçen hafta gittiğim Dailymotion da tam olarak bu resimde görünen güzel ve içinize yaz esintisi dolduracak "cool" mekanda yapılacak. Kalpli gözler. Buna bir de etkinlik şeysi açmışlar. 


Veeee, kendi aramızda şeyyapacağımız ama konsepti neden ile duyurusunu yapmaktan çekinmeyeceğim bir olay daha var. Belki ilerde biraz daha işi genişletince kendi aramızda şeyyapmaktan vazgeçeriz, bunu Emincan'a sorun :d Dailymotion'da çalışan ve Topless eventinden hatırlayacağınız, ekşının bağırından kopan arkadaşımız bir house party düzenliyor. Sit down and relax formatında geçecek party için güzel de bir flyer tasarlamış. Bu hafta sonu sanırım orada olucam. Sohbetli pilavlı ve bol deephouselu geçecek partynin yazısını sizinle paylaşmaya can atıyorum. 


Ve son olarak, ay yeter Silvia diceksiniz, biliyorum, Minipax flyerını da sizinle paylaşıp topuklarmı kıçıma ata ata eve gitmek istiyorum. Sanırım dünden kalan biraz havuçlu kekim olacak. Çay da içmem gerek. Bugün iş yoğundu çay içemedim. Bu hafta biraz koşturmalı geçecek. O yüzden size haftaya yazarım belkim. Beklemede kalın, müzik dinleyin ve yazın gelişini sevişerek kutlayın. Sizi playlistimin benden illallah yaptığı şarkı ile birlikte bırakıyorum. İyi haftalar, iyi tepişmeler.

Deniz Kurtel ile keşke evlensem. 


6 Haziran 2014 Cuma

İsimsiz Sinir Harbi ve Bağzı Katılmalı Etkinlikler

İsimsiz bir üzüntü geçiriyorum. 2 gündür felan. Sanırım havadan diyip kezban bir bahaneye sığınmıcam, "1-Beklediğim işler var ve bitmiyor. 2-Euromessage'ın asla anlamadığım aptal bir panel yönetimi var ve işlerimi çok aksatıyor. Gönderimlerimi yapamıyorum. Eski e-mail datalarını silmiyorlar. vs. vs. korkunç karşık bir sistem. Kullanan varsa, kullanmasın. Dünya kadar dolar para alıyorlar. Spam'a düşüyor dolarlarınız. Verilerin günellenmesi için gece sonunu bekliyorlar. Sanki Nasa'ya veri yüklüyoruz.

Çok sinirliyim ya yazamıcam sanırım daha fazla, haftasonu bişiler vardı, onları anlatcaktım keyfim kaçtı gidiyorum.

...

3 Haziran 2014 Salı

İbrahim Tatlıses Mutsuzluğu

Hayatlarınızda ışık olarak nitelendireceğiniz kaç tane insan oldu ve sonradan bunları kaybettiniz?  

Dün gece biraz kırgın hissettim kendimi. Yağmur yedim işten çıkınca. Yatmadan önce aferin içtim. İçmez olaydım. Kafam hala kendine gelemedi. Sabah neredeyse geç kalıyordum yine. Kafamı makul düzeye getiremiyorum.

Bu sıralar biraz körüm yazmak konusunda. Çünkü kelimeleri sanki pencereden dışarı silkelemiş gibiyim. 

2 gündün üzülüyorum bu hava neden 25 Kasım gibi diye. 

2014 'ün rengi Radiant Orkide imiş. Bence 2014 gerçek bir gey yılı olacak. Bence gelecek yıllar da bu renk olmalı. 

Kolestrol ilacımı bırakmaya karar verdim. 17 yaşımdan beri 300'ün üstünde olan değerler için ne olduğunu bilmediğim uluslararası patentli ilaçlar kullanıyorum ve bunu bir düzene oturtamadım. Sürekli unutuyorum ve istikrarım yok. İstikrara koyamadığım bir şeyi de kullanıyorum demek istemiyorum.

Yıllık izinimin tarihlerini değiştirecek gibiyim ve planlarıma dışardan istemediğim değişiklikler dahil olduğu zaman çıldırır vaziyete geliyorum. Böyle olunca gidesim gelmiyor. Kafamdaki derde bak. 

Büyük bu şehirde agresif bir  hayat yaşıyoruz. Apartmanındaki insanlar, ev sahibin, marketçi, patronun, ofis arkadaşın, otel misafirlerinden bazıları, telefonda senle konuşan ürün satıcısı, bankadaki memurun, metroda karşında oturan teyze, hepsi çok mutsuz, kaygılı ve güvensizlik dolu. 

Ay bu ibrahim tatlıses mutsuzluğu nerden geldi üstüme ya? Sanırım grip olucam.


2 Haziran 2014 Pazartesi

Bir Takım Ev Kekleri, Hank Moody ve Kurabiye Kedisi

Ay sorsanız haftasonu hava nasıldı diye ona bile cevap veremezdim. 3 kilo çiğdem yedim, mutfaktan kalkmadım, Tarçın kucağımda ara verdiğim Californication'a geri döndüm. Ne güzeldi tam 2 sezon birikmiş, 6. sezonu izledim. 7'nin 4'üne felan gelmiş olabilirim. Hank Moody, bizde öyle! Niyetim 7'yi bitirip, Dexter'a geçmek. 

Bu aralar çok yiyor bu çocuk. Patates gibi bişi oldu iyice. Hafta arasında bazen ilgilenemiyorum. Dün akşam Müge ile beni evde bulunca bütün şımarıklıklarını yaptı. Festivalden aldığım şu sabun köpüğünden balon çıkarma şeysinden ona minik balonlar çıkarınca çıldırdı. Havada uçuşan şeylere verdiği tepkiler çok komikti. Resim ise; en son yorulup kafasını masaya dayamış hali. Kucak kurabiyesi. 


Teee İspanya'daki şu meşhur kilisenin yapımına başlandığı sırada istediğim bir Madrid magneti vardı, Conquisstador'a teşekkürlerimlen, yaşasın Galasözlük, yaşasın Cimbomlu mücadelemiz! Viva Nando Cat! 

Haftasonu yaptığım tek ekşın mutfağı dağıtıp yalandan kek ve organik makarna hazırlamam oldu. Süs domateslerinden sos felan yaptım. Kek için, dolapta kalan biraz çilek vardı, onu da kullandım. Biraz da çikolatalı sos yaptım üstüne. Gece sıkılınca yemelik cinsten bişi oldu. El içine çıkmaz yani. Yukardaki son hali, tipini beğenmedim. Bu aralar zaten yaratmak konusunda başarısızım. Çünkü limonlarda çıkmadı. Tekrar ekicem bugün.


Geçen hafta gelen kartların üzerine bugün 2 tane daha geldi. Ama aksilik ya pulum bitmiş. Onlar gelene kadar bugün gelen şu yukardaki kedili kartlarla sizi başbaşa bırakıyorum. Şuan çılgınlar gibi gök gürlüyor ve hava simsiyah oldu. Off en sevdiğim, çok yağmur, net sucuk gibi ıslanmak :d